Cumartesi, Haziran 16, 2007

Leylek çıkmış yola...


Leylek, çok değerli ve ağır yükünü almış, aylar sürecek yolculuğuna çıkmııış... Yolculuğun ilk ayları oldukça zorlu hava şartlarında geçiyormuş. Sonraki aylarda daha güzel havalarda uçacağını düşünüp, emanetini sağ salim sahiplerine ulaştıracağı günü hayal ederek yoluna devam ediyormuş...

:)
Sevgiler,
Nilüfer

Cumartesi, Mayıs 19, 2007

YE #22: Tahinli Rulo ve Kurabiye


Etkinlikten bir gün önce haberim olunca kurabiyemi bugün yayınlayayım dedim. Öncelikle herkesin 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramını kutlarım. Bu sefer etkinlik güzel bir tarihe denk gelmiş ve konusu da çok güzel. Kurabiye bizim evde en çok sevilip tüketilenlerden. Evsahibi Hülya Hanım'a teşekkürler...

Tarif, anneciğimin olup ben bütün hamuru rulo değil de bir kısmını kurabiye şeklinde yaptım. Bir parça koparıp yuvarladım, ortasına parmağımla bastırıp bir çay kaşığıyla tahin, onun da üzerine toz şeker serptim. Şekerin de üzerine fındık kırığı serptim. Fırından çıkınca da pudra şekeri... Rulo ile kurabiyeler aynı hamur olsa da nedense farklı gibi oldu, kurabiyeler çok daha beğenildi.

Malzemeler:

  • 250 gr oda sıcaklığında margarin
  • 5 kaşık pudra şekeri
  • 1/2 su bardağı yoğurt
  • 1 pk kabartma tozu
  • 1 su bardağı sıvıyağ
  • 4-5 bardak un (Ben aldığı kadar kullandım)

İçine: tahin, toz şeker, fındık kırığı

Üzerine: Yumurta sarısı, pudra şekeri

Yapılışı:

  • Margarin ile pudra şekerini iyiyce karıştırın.
  • Sonra diğer malzemeleri katarak kulak memesi yumuşaklığında bir hamur elde edin.
  • Hamuru üçe bölün.
  • Ayırdığınız parçaları dar dikdörtgen şeklinde açıp üzerine tahin sürüp, onun da üzerine toz şeker serpip sonra da fındık kırığı serperek rulo gibi katlayarak veya iki yanını ortada birleştirip ters çevirerek yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine koyun.
  • Üzerine yumurta sarısı sürün. (Bence sürülmese de olur.)
  • İsterseniz bir kısım hamuru ceviz büyüklüğünde kopartıp, yuvarlayın. Ortasına parmağınızla bastırarak çukur elde edin. Tepsiye dizin. Bu çukura önce tahin, sonra şeker, onun da üzerine fındık kırığı koyun.
  • 175 derece fırında pembeleşene kadar pişirin.
  • Çıktıktan sonra üzerine pudra şekeri serpin.
  • Afiyet olsun...

Ayrıca daha önce vermiş olduğum diğer kurabiye tariflerime de çok güveniyorum, çok güzellerdi. Onlara da Tatlı-Tuzlu Kurabiyeler bağlantısından ulaşabilirsiniz... :)

Perşembe, Mayıs 17, 2007

Sıcak Tahinli Kek


Sıkıldınız değil mi sayfaya her geldiğinizde alttaki yazıyı görmekten, ben de sıkıldım. Değiştirme vakti geldi de geçti ama ben mutfakta pek bir faaliyet yapamıyorum.

Bu sıcak tahinli keki kız kardeşim yaptı. İçinde hem tahin hem de çikolata var. Bana kalırsa çikolata şelalesine tahin eklenmiş bir tür... Fox Tv de izlemiş tarifini. Tatlı krizlerine birebir. Yalnız bana şekeri çok fazla geldi, ikinci yapışımızda yarıya indirdik şeker ölçüsünü tam oldu.

Tarif en kısa zamanda... ;)

Posted by Picasa

Cumartesi, Nisan 14, 2007

3X3 Oyunu

Sevgili Hülya Hanım'cığım sobelemiş beni. 3 gün müddeti varmış meğer ben 3 günü geçirdim mi farkında değilim. :)

1.1. Daha once yasadiginiz 3 sehir?
Kocaeli ve Ankara. Şu anda İstanbul...

1.2. Tatil icin gittiğiniz, gördüğünüz ve önermek istediginiz 3 yer?
Ayvalık: Şeytan Tepesi'nden güneşin batışını mutlaka seyretmek gerek.
Bodrum: Denizin rengi bile daha güzel...
Kuşadası.


1.3. Yasamak istediğiniz (görmediğiniz de olur) 3 sehir?
Herşeye rağmen İstanbul'da yaşamayı seviyorum.

Venedik ve Kuala Lumpur'u görmek isterdim.

2.1. Su anda ki mesleğiniz nedir?
Mesleğim bilgisayar mühendisliği ama şimdilik çalışmıyorum, annelik gibi zor bir meslekle iki yıldır meşgulüm.

2.2. Dünyaya yeniden gelseydiniz, hangi mesleği yapmak isterdiniz?
Kendi mesleğimi seviyorum ama doktor da olabilirmişim...

2.3. "Kesinlikle ben yapamazdım" dediğiniz meslek nedir?
İyi konuşma ve pazarlama kabiliyeti gerektiren tüm meslekler...

3.1. Yaşam felsefenizi oluşturan sözlerden biri?
"Kendine yapılmasını istemediğini başkasına yapma."

3.2. Bir kitapdan alınma, çok sevdiginiz bir cümle veya paragraf veya bölüm?
Mutlaka oluyor ama öyle bir şeyi asla hatırlayamam ki ben... Kitapları elime alıp tek tek bakmam lazım. :)


3.3. Çok sevdiginiz bir şiirin bir parçası?

Açıkcası şiirle aram yoktur. Ama Ahmet Altan'ın nilüferler için yazdığını seviyorum.

"... Neden bu çiçekleri hep bir şeylere benzetmek için kullandıklarını ancak büyüyünce anladım.
Yalnızca bu çiçekler, hep bir yerlere gidecekmiş gibi azade ve özgür oluyorlar ama küçük bir havuzun içinde bir yere gitmeden yaşıyorlardı.
Hayat da böyle bir şeydi benim için; hepbir yerlere gidecek gibi duran, yalnız ve bir yere gitmeyen bir çiçek. Bütün bir hayatın özeti buydu. ..."

Bir de 3 tarifin her birini, 3 arkadaşıma ithaf etmem gerekiyormuş.




1. Çikolata Şelalesi 'ni, Arzu, Ümran ve Gülenay'a;







2. Ispanaklı Mayalı Çörek 'i, Safran, Pembeli ve Nezaket'e;




3. Şekerleme 'yi de Defne, Beyhan ve Betül'e ithaf ediyorum...

Cuma, Mart 30, 2007

Yağsız Yoğurt Tatlısı


Efendim, öncelikle herkesin mübarek mevlid kandilini kutlar; hayırlara vesile olmasını dilerim.

Bu mübarek günde ben de sizlere çok güzel bir tatlı tarifi vereyim. Aslında tarif, defterimde Munise Teyze tatlısı olarak yazılı ama öyle başlık koyamayacağım için bu adı uydurdum. Ablam'ın (görümcem) ahbabı olur kendileri, yeğenin nişanı zamanı yapmış getirmiş, bayıldım, o kadar hafif, o kadar yumuşaktı ki. Hemen tarifini aldım ve geçen hafta arkadaşıma giderken yapıp götürdüm. Hatta şimdi arayıp sordum ikram ettiği herkes çok beğenmiş, kesinlikle sitene koy dedi. :) (Kurabiyeler de öyle :))
Fotoğraf mecburen tepside çekildi, ama en kısa zamanda eşime de yapacağım. O zaman daha güzel fotoğraf çekmeğe çalışırım.

Malzemeler:
  • 3 adet yumurta
  • 6 kahve fincanı un
  • 4 kahve fincanı şeker
  • 4 yemek kaşığı yoğurt
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 çay kaşığı karbonat
  • Yarım limonun suyu

Şerbeti:

  • 10 kahve fincanı şeker
  • 13 kahve fincanı su (biraz limon suyu da ekle)

Yapılışı:

  • Önce şerbeti yapın. Şeker, su ve limon suyunu tencereye koyup kaynatın. Kaynamaya başladığı zaman 4,5 dakika ocakta tutun ve altını kapatın. Soğumaya bırakın.
  • Sonra tatlının kekini yapın. Yumurta ve şekeri çırpıp, diğer malzemeleri katıp güzelce karıştırın. (Kabartma tozu ve karbonatayı una karıştırarak koyun.)
  • Yağlanmış orta büyüklükte bir tepsiye dökün ve önceden ısıtılmış 175 derece fırında kek gibi pişirin.
  • 5 dakika soğutup şerbetini dökün.
  • Hindistan cevizi tozu ile süsleyip servis yapın.
  • Afiyet bal şeker olsuuuun...

Benden bir not: şerbetten sonra üzerine tepsi kapatırsanız, nemden tatlının üst kısmı da iyi ıslanır.

Çarşamba, Mart 28, 2007

Fırıldak Kurabiye

Daha önce nişastalı bir tarifle fırıldak kurabiye yapmıştım ama umduğum gibi değildi. Bunlar benim tarifim, aslında farklı birşey yapacaktım un miktarını kaçırmışım, ben de içine sıvıyağ ve bir yumurta ekleyip kıvamını ayarladım. Yapıp arkadaşıma götürdüm, misafirleri de vardı, beğenildi. O günden beri kızım kurabiye diye tutturdu, bugün de ona annemin tahinli kurabiyelerinden yaptım. Tarifini fotoğrafını çekince yayımlarım. :)

Malzemeler:
  • 1 paket oda sıcaklığında margarin
  • 1 su bardağı sıvıyağ
  • 1 su bardağı pudra şekeri
  • 1 yumurta
  • 1 paket kabartma tozu
  • 2 yemek kaşığı kakao
  • Aldığı kadar un

Yapılışı:

  • Margarin ile pudra şekerini çırpın, sonra sıvıyağı ve yumurtayı ekleyip tekrar çırpın.
  • Unu ve kabartma tozunu ekleyip elinizle yoğurun. Ele yapışmayacak kıvamda hamur olacak, çok sert ve çok yumuşak olmasın.
  • Hamurun yarısını ayırın ve içine kakaoyu ekleyip tekrar yoğurun.
  • Kakaolu ve beyaz hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp elinizde birleştirip yuvarlayın.
  • Yağlı kağıt serilmiş tepsiye dizin.
  • Önceden ısıtılmış 170 - 175 derece fırında hafif pembeleşene kadar pişirin.
  • Afiyet olsun...

Pazartesi, Mart 26, 2007

"Nilüfer ile Mutfak Sohbetleri" 1 Yaşında


Yemek günlüğümün ve kızımın günlüğünün yaşgünü yazısını geç yazmakta geç kaldım, aslında 20 martta 1 sene oldu. Evet internet günlüğü camiasında koskoca bir yıl. E-günlük yazmaya başlamam çok ilginç oldu benim için. Bebekten dolayı internette fazla vakit geçirmiyordum, sadece anne bebek sitelerine, bebek alışveriş sitelerine ve e-postalarıma bakıp çıkıyordum. Bir gün bilgisayarın masaüstünde yemek adında bir klasör gördüm. Baktım portakal ağacı sitesinden bir kaç tarif kaydedilmiş. O vesileyle girdim inceledim, onun bağlantılarından günlükten günlüğe atlayarak gezdim gördüm, imrendim. O kadar hoşuma gitti ki. Bilgisayara o klasörü ben kaydettiysem bile ne zaman yaptığımı hatırlamıyordum, acaba eşim mi kopyaladı bana mesaj vermek için diye düşündüm. Çünkü yemek işini önemsemememden dolayı oldukça rahatsızdı, arada ince ince bu konuya değiniyordu.

Ben de bir günlük açayım hem bir şeyler yapmayı öğreneyim hem de eşim de büyüyen kızım da mutlu olsun istedim. Çünkü ancak yapıp sergileme arzusuyla kendimi geliştirebilirdim. Tam düşündüğüm gibi oldu, çok şey yapmayı öğrendim. Hala da bilmediğim çok şeyi öğreniyorum. Ayrıca kızım için de günlük açtım ve annelerin günlüklerini okuyarak da çok şey öğrendim. İlk zamanlar hiç yorum yazanım yoktu, sadece kendi arkadaşım yazmıştı. Yabancı ilk yorum yazanım Beyhan'dı. Beni çok heveslendirdiği için onun yeri bir başka benim için. Sonra günlüklerini okuduğum çok arkadaşım oldu, herkesi çok seviyorum.

Bir ara, herkes çok güzel şeyler yapıyor benim günlüğümün bir özelliği yok gibi düşüncelere kapılarak günlüğümü sildim, sadece kızımın günlüğüne yazıyordum, fazla dayanamadım ve yemek günlüğümü tekrar açtım. Burası birçok komşunuzun olduğu mahalle gibi ayrı kalınca özlüyorsunuz. Tek sorun bağımlılık yapıyor, günlükleri okuyacağım derken çok fazla vakit harcanıyor. Eğer siz komşularınızı ziyaret edip yorum yazmazsanız onlar da size yazmıyorlar. :( Yine de sayaçtan günde ortalama 100 kişinin bile sayfalarımı gezdiğini görmek güzel.

İşte böyle bir açılış hikayesi var günlüğümün. Bu ara özel işlerim var çok fazla ilgilenemiyorum, mutfakta da fazla vakit geçiremiyorum. Aralıklı da olsa birşeyler ürettiğimde yazmaya çalışacağım. Ama kızımın günlüğünü ihmal edemem onun için herşey o kadar hızlı gelişiyor ki, yazmayınca unutuyorum...

Sevgiyle kalın, hoşcakalın...
Nilüfer