Hayattan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hayattan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cumartesi, Şubat 23, 2008

Hoşcakalın, sevgiyle kalın...

Merhaba "Nilüfer ile mutfak sohbetlerini" okuyan herkese,

Internette günlük açmak ve günlük yazanların dünyasına girmek çok özel ve güzel bir tecrübedir. İki yıldır hem kişisel hem de yemek günlüğü tutuyorum. Hiç görmeden sevdiğim merak ettiğim, bazen onlarla sevindiğim bazen de üzüldüğüm bir çok arkadaşım oldu. Bir çok yemek günlüğü olmasına rağmen, sırf bu tatlı dünyada olabilmek, bu dostluğun içinde olabilmek için tariflerime devam ettim. Ancak uzun zamandır yemek tariflerimi yayımladığım bu günlüğüme zaman ayıramıyorum, bir yemek blogu yazmak gerçekten sorumluluk ve vakit isteyen bir iş.

Zorlu ve kısa süren bir hamilelikten sonra bir kaç ay önce bebeklerime kavuştum. Şu anda tam dört çocuk annesiyim. ;) Benden sevgi, ilgi, bakım ve vakit isteyen bu dört minik çocuğun hatırına tarif günlüğüme bilinmeyen bir tarihe kadar ara veriyorum.

Şu zamana kadar verdiğim tarifler arasında iddialı olduğum bir kaç tarif bulunmaktadır. Arada sırada arşivime bakıp bu güzel tarifleri denemenizi şiddetle öneririm...

Bu günlüğe yolu düşen herkese, tüm blog arkadaşlarıma en içten sevgi ve saygılarımı gönderiyorum...
Nilüfer

Cumartesi, Haziran 16, 2007

Leylek çıkmış yola...


Leylek, çok değerli ve ağır yükünü almış, aylar sürecek yolculuğuna çıkmııış... Yolculuğun ilk ayları oldukça zorlu hava şartlarında geçiyormuş. Sonraki aylarda daha güzel havalarda uçacağını düşünüp, emanetini sağ salim sahiplerine ulaştıracağı günü hayal ederek yoluna devam ediyormuş...

:)
Sevgiler,
Nilüfer

Cumartesi, Nisan 14, 2007

3X3 Oyunu

Sevgili Hülya Hanım'cığım sobelemiş beni. 3 gün müddeti varmış meğer ben 3 günü geçirdim mi farkında değilim. :)

1.1. Daha once yasadiginiz 3 sehir?
Kocaeli ve Ankara. Şu anda İstanbul...

1.2. Tatil icin gittiğiniz, gördüğünüz ve önermek istediginiz 3 yer?
Ayvalık: Şeytan Tepesi'nden güneşin batışını mutlaka seyretmek gerek.
Bodrum: Denizin rengi bile daha güzel...
Kuşadası.


1.3. Yasamak istediğiniz (görmediğiniz de olur) 3 sehir?
Herşeye rağmen İstanbul'da yaşamayı seviyorum.

Venedik ve Kuala Lumpur'u görmek isterdim.

2.1. Su anda ki mesleğiniz nedir?
Mesleğim bilgisayar mühendisliği ama şimdilik çalışmıyorum, annelik gibi zor bir meslekle iki yıldır meşgulüm.

2.2. Dünyaya yeniden gelseydiniz, hangi mesleği yapmak isterdiniz?
Kendi mesleğimi seviyorum ama doktor da olabilirmişim...

2.3. "Kesinlikle ben yapamazdım" dediğiniz meslek nedir?
İyi konuşma ve pazarlama kabiliyeti gerektiren tüm meslekler...

3.1. Yaşam felsefenizi oluşturan sözlerden biri?
"Kendine yapılmasını istemediğini başkasına yapma."

3.2. Bir kitapdan alınma, çok sevdiginiz bir cümle veya paragraf veya bölüm?
Mutlaka oluyor ama öyle bir şeyi asla hatırlayamam ki ben... Kitapları elime alıp tek tek bakmam lazım. :)


3.3. Çok sevdiginiz bir şiirin bir parçası?

Açıkcası şiirle aram yoktur. Ama Ahmet Altan'ın nilüferler için yazdığını seviyorum.

"... Neden bu çiçekleri hep bir şeylere benzetmek için kullandıklarını ancak büyüyünce anladım.
Yalnızca bu çiçekler, hep bir yerlere gidecekmiş gibi azade ve özgür oluyorlar ama küçük bir havuzun içinde bir yere gitmeden yaşıyorlardı.
Hayat da böyle bir şeydi benim için; hepbir yerlere gidecek gibi duran, yalnız ve bir yere gitmeyen bir çiçek. Bütün bir hayatın özeti buydu. ..."

Bir de 3 tarifin her birini, 3 arkadaşıma ithaf etmem gerekiyormuş.




1. Çikolata Şelalesi 'ni, Arzu, Ümran ve Gülenay'a;







2. Ispanaklı Mayalı Çörek 'i, Safran, Pembeli ve Nezaket'e;




3. Şekerleme 'yi de Defne, Beyhan ve Betül'e ithaf ediyorum...

Pazartesi, Mart 26, 2007

"Nilüfer ile Mutfak Sohbetleri" 1 Yaşında


Yemek günlüğümün ve kızımın günlüğünün yaşgünü yazısını geç yazmakta geç kaldım, aslında 20 martta 1 sene oldu. Evet internet günlüğü camiasında koskoca bir yıl. E-günlük yazmaya başlamam çok ilginç oldu benim için. Bebekten dolayı internette fazla vakit geçirmiyordum, sadece anne bebek sitelerine, bebek alışveriş sitelerine ve e-postalarıma bakıp çıkıyordum. Bir gün bilgisayarın masaüstünde yemek adında bir klasör gördüm. Baktım portakal ağacı sitesinden bir kaç tarif kaydedilmiş. O vesileyle girdim inceledim, onun bağlantılarından günlükten günlüğe atlayarak gezdim gördüm, imrendim. O kadar hoşuma gitti ki. Bilgisayara o klasörü ben kaydettiysem bile ne zaman yaptığımı hatırlamıyordum, acaba eşim mi kopyaladı bana mesaj vermek için diye düşündüm. Çünkü yemek işini önemsemememden dolayı oldukça rahatsızdı, arada ince ince bu konuya değiniyordu.

Ben de bir günlük açayım hem bir şeyler yapmayı öğreneyim hem de eşim de büyüyen kızım da mutlu olsun istedim. Çünkü ancak yapıp sergileme arzusuyla kendimi geliştirebilirdim. Tam düşündüğüm gibi oldu, çok şey yapmayı öğrendim. Hala da bilmediğim çok şeyi öğreniyorum. Ayrıca kızım için de günlük açtım ve annelerin günlüklerini okuyarak da çok şey öğrendim. İlk zamanlar hiç yorum yazanım yoktu, sadece kendi arkadaşım yazmıştı. Yabancı ilk yorum yazanım Beyhan'dı. Beni çok heveslendirdiği için onun yeri bir başka benim için. Sonra günlüklerini okuduğum çok arkadaşım oldu, herkesi çok seviyorum.

Bir ara, herkes çok güzel şeyler yapıyor benim günlüğümün bir özelliği yok gibi düşüncelere kapılarak günlüğümü sildim, sadece kızımın günlüğüne yazıyordum, fazla dayanamadım ve yemek günlüğümü tekrar açtım. Burası birçok komşunuzun olduğu mahalle gibi ayrı kalınca özlüyorsunuz. Tek sorun bağımlılık yapıyor, günlükleri okuyacağım derken çok fazla vakit harcanıyor. Eğer siz komşularınızı ziyaret edip yorum yazmazsanız onlar da size yazmıyorlar. :( Yine de sayaçtan günde ortalama 100 kişinin bile sayfalarımı gezdiğini görmek güzel.

İşte böyle bir açılış hikayesi var günlüğümün. Bu ara özel işlerim var çok fazla ilgilenemiyorum, mutfakta da fazla vakit geçiremiyorum. Aralıklı da olsa birşeyler ürettiğimde yazmaya çalışacağım. Ama kızımın günlüğünü ihmal edemem onun için herşey o kadar hızlı gelişiyor ki, yazmayınca unutuyorum...

Sevgiyle kalın, hoşcakalın...
Nilüfer

Çarşamba, Mart 14, 2007

Çorum Tandır Kebap



Eğer bir gün yolunuz Çorum'a düşerse, ünlü Tandır Kebapçı Zarif Usta'nın çarşıdaki yerine uğramadan geçmeyin. Rahmetli usta'nın mesleğini devam ettiren oğlu Ali Usta'nın hazırladığı bu kebabın tadını asla unutamayacaksınız. Yalnız geç kalmamak gerek çünkü saat 13, 14'den sonra kebap kalmıyor.

Pazartesi, Şubat 12, 2007

İnci'nin Doğumgünü Pastası


Biricik kızımın doğumgünüydü 10 Şubat. Onunla ilgili herşeyi onun günlüğüne yazıyorum zaten, burada da onun için yaptığım pastayı yazayım. Dergide renkli leblebi şekerli bir pasta gördü ve onu istedi. Yaparım diye söz verdim ama renkli leblebi yakın civarda bulamadım ben de Kent'in renkli jelibon şekerlerinden alıp pastasını onlarla süsledim. Rahatsızlandığı için bizde olacak doğumgünü partisini iptal ettik, ama cuma günü komşumuzda gün vardı, başka çocuklara da nezlemizi bulaştırma olasılığına rağmen (zaten hepsinin burnu akıyordu) pastamızı alıp çıktık. Orada da pastaya ilave süs koydular ve minik bir doğumgünü partisi oldu. İkinci parti de pazargünü annemlerle oldu. Ama o zaman pasta hazırdı, çünkü ben de rahatsızdım...

İnci'nin pastasının içi muzlu kremalı, üzeri ise kremşanti. Pastanın tarifi Ferhan Hanımın günlüğünde var. Herhalde ununu biraz fazla koydum umduğumdan biraz daha sertti, çok rahat üç parçaya kesildi, ama bol sütle ıslatınca gayet güzel günü kurtardı. Hatta ben yine mükemmeliyetçilik yapmayıp dilimi tutsaydım, sert oldu biraz demeseydim kimse anlamayacaktı. Çok güzel çok beğendik, çok hafif olmuş dediler, ben sürekli denediğim için sen bilip anlıyorsun dediler.


Cuma, Aralık 29, 2006

İyi Bayramlar, Mutlu Yıllar



Kurban Bayramınız ve yeni yılınız kutlu olsun.
Nice sağlıklı, mutlu, huzurlu, neşeli bayramlar ve yıllar dilerim...

Sevgiyle kalın, hoşcakalın...
Tatil sonrası görüşmek üzere,
Nilüfer

Cuma, Kasım 03, 2006

İstanbul'dan Merhaba


Herkese İstanbul'dan merhaba, sonunda evimden yazabiliyorum, ADSL naklimiz de tamamlanınca daha rahat yazabileceğim. Tarif koyamıyorum, henüz özel birşeyler yapamadım. Yeni taşınmış gibi yerleşiyorum, bir türlü bitiremedim.

İşlerimi bitirince güzel tarifleri paylaşabilmek dileğiyle, hoşcakalın, hepinizi çok özledim.
Sevgiler...
Nil

Pazartesi, Mart 20, 2006

Merhaba

Merhaba yolu siteme düşmüş tüm net gezginleri,

Çocukken arkadaşımın babaannesinin mutfağında minderlerin üzerinde oturur konuşur, oyun oynar, kuzinenin karşısında ısınırdık. Babaannesi kuzinede bize pideler yapardı.

Her zaman özlemim, içinde rahat kanapesi ve masası olan, hem pişirip hem yaşadığın, ocakta çayın demlenirken bir yandan da arkadaşlarınla sohbetlerini yapabildiğin geniş bir mutfaktır.

Yaşayan mutfaklarda tatlı sohbetler dileyerek, yemek tarifleri ve mutfak ilgili herşeyi, belki kendimden de birşeyleri paylaşacağım günlüğüme başlıyorum...

Sevgiyle...